Yaygın Anksiyete Bozukluğu ; Belirtileri, Tedavisi

Yaygın Anksiyete Bozukluğu ; Belirtileri, Tedavisi

 YAYGIN ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU NEDİR?

Anksiyete bozukluğu veya bir diğer adıyla kaygı bozukluğu nedir? Anksiyete bozukluğu, hastanın günlük hayat kalitesini olumsuz olarak etkileyen kaygı, korku bozukluklarının genel olarak ele alındığı psikiyatrinin bir alanı olarak tanımlanabilir. Hastalığın toplumdaki insanların yüzde 18’ini (yaklaşık her 5 insandan 1’ini) etkilediği düşünülmektedir. Size bu yazımızda hastalığın belirtileri, tedavisi ve panik atak anlarında yapmanız gereken bazı pratiklerden bahsedeceğiz.

Her kaygı, stres durumu hasta olduğunuz anlamına gelmiyor. Bu duyguların insan üzerinde konsantrasyon ve motivasyon anlamında çok olumlu etkileri vardır. Bu noktada bu duygularınızı ne kadar kontrol edebildiğiniz önemlidir. Eğer hayat kalitenizi düşürecek noktaya gelmemişse bunu bir kaygı bozukluğu olarak nitelemek yanlıştır. Uzmanlar hastalık durumunu yaşanan anksiyete bozukluğu krizi şiddetine göre derecelendireceklerdir.

Hastalığın seviyesi şiddet derecesine, ne sıklıkla yaşandığına ve fiziksel etkilerine göre farklı sınıflara ayrılmıştır (yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluğu, sosyal fobi vb.). Bu sınıfların her biri kendi içerisinde farklı özellikler göstermektedir.

HASTALIĞIN NEDENLERİ VE ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

1. Kaygı Bozukluğu Nedenleri

Kesin bir nedeni tespit edilememekle birlikte, yapılan araştırmalarda genetik faktörlerin birçok hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu konuda en önemli delil ise tek yumurta ikizlerinin birisinde hastalık teşhis edilmiş ise diğerinde de bu hastalığın görülme oranının yüksek olmasıdır.

Hastalığın yakın akrabalarda görülme olasılığı %25, tek yumurta ikizlerinin biri hasta ise diğerinde görülme olasılığı %80-90, çift yumurta ikizlerinin biri hasta ise diğerinde görülme olasılığı %10-15’tir.

Genetik faktörlerin dışında biyolojik ve sosyolojik nedenlerin de önemli olduğu düşünülmektedir.

2. Kaygı Bozukluğu Çeşitleri

Daha önce de bahsettiğimiz gibi yaşanılan belirtilerin şiddet derecesine, ne sıklıkla yaşandığına ve fiziksel etkilerine göre farklı sınıflara ayrılmıştır. Bu çeşitlerden bir kısmı şunlardır:

Anksiyete

⦁ Panik bozukluğu ve agorafobi
Yaygın anksiyete bozukluğu
⦁ Özgül fobiler
⦁ Sosyal fobi
⦁ Obsesif kompulsif bozukluk
⦁ Posttravmatik (travma sonrası) stres bozukluğu

Anksiyete Bozukluğu Risk Faktörleri

Yapılan çalışmalar hastalığın gelişiminde çevresel ve genetik faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor. Hastalığın gelişimindeki bir takım ön belirtiler şunlardır:

  • Çocuk yaşlardan başlayan utangaçlık, içine kapanıklık, tutukluk,
  • Maddi problemler,
  • Boşanma, dul olma,
  • Küçük yaşlardan itibaren stresli, baskılı bir ortamda büyümüş olmak,
  • Yakın akrabalarda görülen anksiyete bozuklukları,
  • Ailenin büyük psikolojik problemler olması,
  • Öğleden sonraki ölçümlerde tükürükte kortisol seviyesinin yükselmesi,
  • Kadın olmak

ANKSİYETE BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ

Hastalığın belirtileri duygusal ve fiziksel olarak görülebilir. Bu belirtilerden sadece bir tanesine sahip olan insanların hasta oldukları söylenemez.

1. Duygusal Belirtiler

Aşağıdaki duygusal belirtiler her insanın zaman zaman yaşadığı gündelik hislerle karıştırılmamalıdır. Bahsedilen kaygı bozukluğu nedenleri sürekli ve sebepsiz yaşanan yoğun duygu çarpmalarıdır. . Hastalığın duygusal belirtileri şunlardır:

⦁ Sürekli kaygı hali

⦁ En kötü olasılıkları düşünmek

⦁ Ölüm korkusu

⦁ Sebepsiz tedirginlik ve endişe

⦁ Her gün farklı nedenlerle “hasta oldum” diye düşünmek

⦁ Sürekli gerginlik ve tehlike anında hissetmek

⦁ Sebepsiz ve ani sinirlenmek, asabiyet

⦁ Sürekli yorgunluk hissi

⦁ Huzursuzluk ve tasalanma

⦁ Konsantrasyon güçlüğü

2.Fiziksel Belirtiler

Bir hasta yaygın anksiyete (kaygı) bozukluğu yaşadığını ilk seviyelerde anlayamaz. Başı ağrıdığında beyin doktoruna, kalbi sıkıştığında kardiyologa gider. Doktorlar hastaya herhangi bir beyin veya kalp problemi olmadığını, stresli günler geçirip geçirmediğini sorar ve hasta son olarak psikiyatrda soluğu alır. Hastanın yaşayacağı fiziksel belirtileri şunlardır:

⦁ Kalp çarpıntısı
⦁ Nefes daralması, nefes alma güçlüğü
⦁ Terleme
⦁ Baş ağrısı
⦁ Baş dönmesi
⦁ Tıkanma, boğulma hissi
⦁ Kas gerginliği
⦁ Sersemlik
⦁ Göğüs ağrıları
⦁ Halsizlik
⦁ Uyku düzeni bozuklukları

ANKSİYETE BOZUKLUĞU TANISI

Hastalığın tanısı konmadan önce hastanın duyduğu kaygı, korku gibi hislerin gündelik hayatını ne kadar etkilediğinin bilinmesi gerekiyor. Kaygı, korku gibi duygular gündelik hayatımızda bize konsantrasyon ve motivasyon sağlayabilen, gündelik hayatımıza olumlu katkılar yapabilen faydalı duygulardır. Ancak bu duygular kontrol dışına çıktığında bunu bir hastalık olarak nitelendirilebilir.

Kaygı bozukluğu hisseden hastalar öncelikle bunun psikolojik bir rahatsızlık olabileceğini düşünmezler. Yaşadıkları fiziksel problemlemrin ardından dahiliye, nöroloji, kardiyoloji, beyin cerrahi vb. klinikleri birer birer gezerek çok kötü durumda olduklarını, ölmek üzere olduklarını söyleyerek tedavi olurlar. Sonuçlar alındıktan sonra doktor tarafından hiçbir fiziksel problemi olmadığı, psikoloji servisine gitmeleri gerektiği söylenir. Bu dakikadan sonra tanı konulma aşamasına gelinmiştir.

Hasta aşağıdaki belirtilerden birkaçını yaşıyorsa anksiyete bozukluğu olabilir. Bu belirtiler:
⦁ Son 6 ayda sürekli korku ve kaygı yaşıyor musunuz?
⦁ Bu kaygılar günlük hayatınızı, işinizi ve ilişkilerinizi etkiliyor mu?
⦁ Kaygılarınızı kontrol etmekte, kendinizi rahatlatmakta zorlanıyor musunuz?
⦁ Eksik yaptığınız veya yapmadığınız bir takım sorumluluklarınızın başınıza kötü şeyler getireceğini düşünüyor musunuz?
⦁ Gündelik hayatta kötü şeyler yaşayacağınızı düşünüp, insanlardan ve sorumluluklardan uzak durmaya çalışıyor musunuz?
⦁ Aniden hızlı kalp çarpıntıları, göğüs sıkışmaları yaratan panik ataklar yaşıyor musunuz?
⦁ Her saniye, her yerde tehlike olduğunu düşünüyor musunuz?
⦁ Dikkat dağınıklığı yaşıyor musunuz?
⦁ Uyku problemleriniz var mı?
⦁ Kas problemleri, çabuk yorulma problemi yaşıyor musunuz?

PANİK ATAKLAR

Anksiyete bozukluğu hastalarının en ekstrem anlarıdır. Aniden tetiklenen korku ve kaygı nöbetleridir. Tetikleyici bir nedene dayanabileceği gibi sebepsiz de yaşanabilmektedir. Genel olarak 10-15 dakikada zirveye ulaşabilmektedir, 1 saat civarı sürebilmektedir. Panik atak başladığı anda ölüm, felç kalma, çıldırma vb. birçok olumsuz şey düşünülür, nefes alışverişi hızlanır, kalp krizi geçireceğinize inanabilirsiniz. Panik atak anı atlatıldıktan sonra ise hasta, o an bir dönüm noktası olarak düşünür ve günlük hayatta sürekli toplum içerisinde bunun yineleneceği, sokakta bayılıp düşeceğini, felç olacağını, kalp krizi geçireceğini düşünüp korku ve kaygısını sürekli hale getirir.

Panik atağın belirtileri:

⦁ Çarpıntı, nabzın hızlanması
⦁ Hızlı nefes alıp verme, tıkanma
⦁ Göğüs sıkışması ve göğüs ağrısı
⦁ Boğulma hissi
⦁ Baş dönmesi, bayılacağım hissi
⦁ Çıldırma hissi
⦁ O an bulunduğu ortamdan kopuş veya gerçekliğini sorgulama
⦁ Parmak uçlarının uyuşması
⦁ Mide bulantısı
⦁ Ölüm, felç olma, kalp krizi korkuları

ANKSİYETE BOZUKLUĞU TEDAVİSİ

Anksiyete Bozukluğu nasıl tedavi edilir? Hastalığın tedavisinde ilaç tedavisi ve psikoterapi tedavisi uygulanabildiği gibi ilaç ve psikoterapi tedavileri bir arada da uygulanabilmektedir. İşte anksiyete bozukluğu nasıl geçer sorusunun cevabı.

1. Psikoterapi ile Tedavi

Anksiyete bozukluğu tedavisinde bilişsel davranışçı terapi ve farkındalığa dayalı terapi şeklinde iki yol kullanılmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi ile ilaç desteği olmadan dahi sonuca ulaşılabildiği görülmüştür.

a) Bilişsel Davranışçı Terapi: Hastayı kaygı bozukluğuna sürükleyen düşünceleri tespit edip, bu düşüncelerle yüzleşip, günlük hayatında yaşayacağı atakların kaynağını gösterip bu düşüncelerle savaşmalarını hedefleyen terapidir.
b) Farkındalığa Dayalı Terapi: Hasta güvenli bir ortamda, telkin yoluyla korkularıyla yüzleşir ve en olumsuz şartlarla karşı karşıya bırakılır. Bu şekilde hasta sürekli kafasını kurcalayan o korku ve kaygılarıyla güvenli bir ortamda yüzleşir ve kaygıları azalır.

2. İlaç ile Tedavi

Doktorunuzun vereceği anksiyete bozukluğu ilaçlarını düzenli olarak kullanarak anksiyete bozukluğuna karşı koyabilirsiniz. Bu ilaçların belirli yan etkileri olmakla beraber korku ve kaygılarınızı kontrol altına almanıza yardımcı olacaktır. Anksiyete tedavisinde antidepresanlar, selektif serotonin gerialım inhibitörleri, anksiyolitik ilaçlar kullanılmaktadır.

Antidepresanlar: Antidepresanlar kesinlikle doktor gözetiminde kullanılmalıdır. Bu ilaçları kullanıp birkaç saat içinde hastalıktan kurtulacağınızı düşünmeyin. Antidepresanlar 2-4 hafta içinde ancak belirgin etkilerini gösterebilir. İlacı doktorun söylediği dozun altında veya üstünde kullanmayın, azaltmak çoğaltmak veya bırakmak için muhakkak doktorunuzla görüşün, antidepresanlar birdenbire bırakılmaz. Kendinizi sağlıklı hissettiğinizde doktorunuz belli bir süre daha kullanmanızı isteyecektir. Anksiyete bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Anksiyete Bozukluğu Geçer Mi?

Anksiyete bozukluğu tedavisi olan bir hastalıktır. Gerekli tedavileri aldıktan, gerekli ilaçları kullandıktan, hastalığınızı kabul edip onunla mücadele ettikten sonra maksimum derecede bu hastalıktan kurtulacağınızdan emin olabilirsiniz

Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?

Eğer anksiyetenizin (kaygı) durumlarınız kontrolden çıktığını, hastalık düzeyine geldiğinizi düşünüyorsanız bir uzmana danışmanız gerekiyor. Bu düzeye geldiğinizi anlamak için aşağıdaki belirtileri yaşıyor olmanız yüksektir:

  • Yaşadığınız kaygılar süreklilik arz ediyorsa,
  • Kaygılarınız kontrolden çıktıysa; iş, aile ve sosyal yaşamınızı etkiliyorsa,
  • Sürekli korku ve kaygı yaşıyor ve bunun fiziksel belirtilerini görüyorsanız,
  • İntihar, ölüm gibi düşüncelere kapılıyorsanız derhal bir uzmandan yardım almalısınız.

Anksiyete Bozukluğundan Kaynaklanabilecek Komplikasyonlar

Hastalığın artırdığı kaygı bozukluklarının yanında, tedavi olmama veya yanlış tedavi uygulanmasının neden olabileceği komplikasyonlar:

  • Depresyon ve benzeri psikolojik bozukluklar,
  • Madde bağımlılığı,
  • Uyku Bozukluğu (imsonmia)
  • Hazımsızlık, bağırsak rahatsızlıkları,
  • Kronik baş ağrıları,
  • Sosyal ilişkilerden kaçınma,
  • İş veya okulda başarısızlıklar,
  • Hayat kalitesinin düşmesi,
  • İntihar etmek

KENDİ KENDİME NELER YAPABİLİRİM?

1) Sorunlarınız ve Sosyal Çevreniz

Kaygı ve korkularınız birçok nedene dayanabilir. Karnesi zayıflarla dolu bir öğrenci, üniversite sınavına girecek bir genç, sevgilisinden ayrılan bir aşık, sürekli mesaiye kalan ve işlerini bitiremeyen bir çalışan sürekli bir korku ve kaygı yaşayabilir. Tabiki bu tür durumlarda kalan herkes anksiye bozukluğuna sahip olmasa dahi sürekli bir korku, kaygı durumu yaşayacaktır.

Bu durumlarda kendinize vakit ayırmanız büyük önem arz etmektedir. Kaygılarınızın sizi hayattan, eğlenceden, mutluluktan uzaklaştırmasına izin vermemelisiniz. Daima kendinizle barışık olup, kendinize olan saygınızı yitirmemelisiniz. Duygusal anlamda birçok yakınınız olduğunu unutmayın, çevrenizdeki insanlar siz bilmeseniz dahi her zaman siz kötü olduğunuzda size destek olacaktır.

Sorumluluklarınız yapabileceğinizin çok fazla limitleri zorluyorsa bunu çözebilirsiniz. Sorumluluklarınızı paylaşabilir, yeni bir planlama yapabilir, zamana yayabilirsiniz.

Sorunlarınızı saklamak onları yok etmeyecektir. Bir problem yaşadığınızda muhakkak bir yakınınızla paylaşmalısınız. Hem duygusal destek alır, hem de sorunun çözümü için tek başınıza kafa yormak zorunda kalmazsınız.

2) Korkularınızı Dibine Kadar Yaşamak

Kulağa korkunç gelse de en etkili yollardan birisi korkularınızın üzerine gitmektir. Bu sayede panik atak yaşadığınız sırada olabileceklere hazırlıklı olabilirsiniz.

Bunun için öncelikle panik atak yaşadığınız anı ve o anki düşüncelerinizi tüm detaylarıyla bir yere not edin. O anın başlangıcını, atak sırasında düşündüğünüz her şeyi, hislerinizi (korku, endişe, kaygı vs.) not edin.

Güvenli bir ortamda bu notlarla yüzleşmek için uygun bir saat ayarlayın. Şimdi elinizdeki kağıda bakın ve olabilecek tüm olumsuz senaryoları çizin. Ama en kötüsü olsun, olumlu her şeyi bir kenara bırakın. Panik atak anından daha olumsuz bir durum yaşamalısınız.

Örneğin başınız ağrıyor. Çok kötü şeyler olacağı kesin. Zaten sigara ve alkol kullanıyorsunuz, kesin bir şeyler ters gidiyor. Beyninizde bir kitle var. Kesin bir tümör olmalı, hem de kötü huylu bir tümör. Doktora gittiniz her şey olumsuz. Ailenize, arkadaşlarınıza nasıl söyleyeceksiniz? Anneniz, babanız çok üzülecek. Herkes size acır gözle bakacak. Size sevgiden çok merhamet duygusuyla bakacaklar. Eşiniz sizi terkedip gidecek. Kimbilir nasıl ağrılar çekeceksiniz. Kemoterapiler, saçlarınızın dökülmesi. Sonrasında tedavi de çare olmayacak ve öleceksiniz.

Üstteki senaryoda en kötüyü çizdik. Muhtemelen çoğunuz bu kadar da olmaz demiştir. Gidebileceğiniz son noktaya ulaştığınızda artık dibe batmış olacaksınız. Bundan sonrası çıkış olacaktır sizin için. Bunların hiçbirinin olmadığını gördükçe bu tür kaygılardan uzaklaşmaya başlayacaksınız.

3) Günlük Hayatta Neler Yapabilirim?

Hayatın her alanında olduğu gibi anksiyeteye karşı da spor çok önemlidir. günlük yapacağınız düzenli egzersizler bedeninize güveninizi artıracak ve halsizlik, uyuşukluk gibi fiziksel belirtileri minimize edecektir.

Diyaframdan nefes alıp vermeyi öğrenin. Panik atak sırasında hızlı hızlı nefes aldığınızda ve kalbiniz hızlı çarpmaya başladığında da bir yere oturup diyafram nefesi alıp vermek vücudunuzu rahatlatacaktır.

Düzenli beslenmelisiniz. Vücudunuzun halsiz düşmemesi, kan şekerinizin azalmaması, tansiyonunuzun dengede kalması için gün içinde sık sık ufak atıştırmanızda fayda var.

Sigara, alkol gibi alışkanlıklarınızı bırakın. Psikolojik rahatlama amaçlı kullanıldığı iddia edilsede bu tür alışkanlıklar anksiyete bozukluğunu tetikleyecektir.

Kafein içeren ürünler kullanmayın. Kahve, kola vb kafein içeren besinler anksiyeteyi tetikler.

Düzenli uyuyun. Kaliteli bir dinlenme sizi psikolojik olarak rahatlatacaktır.

Anksiyete bozukluğu tedavisine düzenli bir şekilde devam ederseniz, hastalığın belirtilerinin teker teker kaybolduğunu göreceksiniz.

Bir önceki yazımız olan Teknoloji Bağımlılığı, İnternet ve Telefon Bağımlılığı başlıklı makalemizde akıllı telefon bağımlılığı, cep telefonu bağımlılığı ve internet bağımlılığı hakkında bilgiler verilmektedir.

Beğen  2
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir