Şizofreni; Belirtileri, Tedavisi

Şizofreni; Belirtileri, Tedavisi

Şizofreni Nedir?

Bugün ki yazımızda şizofreni hakkında her şey’i anlatacağız. Şizofreni en genel tanımıyla varolmayan varlıkları, var görme halidir ancak şizofreni bununla da sınırlı değildir. Cansız nesnelerden tutunda kedilerin konuşabildiğini görmeye kadar dayanır bu, bu bir çeşit halüsinasyon halidir fakat kötü olan tarafı ise belirli ataklar ya da sürekli olarak gerçekleşme durumudur diyebiliriz. Şİzofrenin kesinlikle zayıf kişilik ile ya da zeka geriliği ile alakası yoktur. Eğer böyle bir durumun sizde olduğuna inanıyorsanız oldukça temkinli ve dikkatli olup, acil olarak psikiyatrik destek almanız büyük önem arz eder. fakat çokta korkmanıza gerek yok. Şizofreni hastalığı toplumun %1’lik kesiminde rastlanmaktadır.

Şizofrenin ortaya çıkmasında ki en ödemli etken beyinde bulunan dopamin ve serotonin gibi hormonların dengesizliğidir. Çoğu zaman 15 ve 25 yaş arası görülürken 12 yaşından önce, 40 yaşından sonra görülmesi ise imkansıza yakındır. Günümüz ilaç sanayisinden çıkan ürünler sayesinde çoğunlukla kontrol altına alınan bu hastalığın, kontrol atlında tutunamayıp hastanın yaşamı boyunca kendini bununla yaşamaya alıştırdığı durumlarda vardır.

Şizofreni hastalığına yakalanırsanız ya da şu an hastaysanız tek bir kötü unsur var ki bu hastalığı tamamen atlatanların oranı, genel istatistiklere göre her beş kişiden biri tamamen kurtulurken, bazı hastalarda durum belirli dönemlerde artış, azalış bazılarında ise nadir ataklarla tekrar kendini gösterebiliyor. İlaç kullanımı bu tür atakları en aza indirmeyi hedeflerken, ekonomik durum koşuluğuyla, hastaların ilaç kullanmadığı oluyor. Bir de yan etkilerinden dolayı ilaç kullanmayı ret eden hastalar da var ki, biz bunu kesinlikle önermiyoruz.

Şizofreniye Neler Sebep Olur?

Kesin olarak bir sebep bulunamamıştır bu zamana kadar fakat bir çok teori söz konusudur. Bir teorilerden biri de %50 olarak genlerden aktarıldığı, genlerin yanında bilinmeyen bir etki sonucu kişilerin bu hastalığa yakalandığı gözlenmiştir.

Annenizin ve babanızın şizofreni olduğunu varsayalım sizin şizofreni olma durumuz %40 olarak hesaplanır. Aynı zamanda yumurta ikizi iseniz ve kardeşiniz şizofrense, sizin şizofreni hastası olma ihtimaliniz %50 olarak gözlenmiştir. Eğer sadece ebeveynlerinizden biri şizofrense, sizin şizofren olma ihtimaliniz %8 olarak gözlenmiştir. Aynı şekilde ebeveynlerinizden birinin ve sizin şizofren olma durumunuzda ise kardeşinizin şizofreni hastası olma ihtimali %12 olarak gözlemlenmiştir. Bu tarz genetik şizofreni vakalarında, geçişi sağlayan genlerin henüz tespit edilememesi yüzünden genetik şizofreni hastalığına engel olunamamaktadır.

Şizofren hastalarının MR incelemelerinde beyinlerindeki bazı değişiklikler gözlenmesine rağmen bunun şizofreniyle ilgisi olup, olmadığı tespit edilememiştir. Aynı şekilde ölen şizofren hastalarının beyinlerini açıp incelediklerin de ise beyin dokularında değişiklik gözlenmesine rağmen hastalıkla birlikte mi oluştu bu doku tipi değişikli yahut hastalıktan önce bu şekilde miydi sorusuna yanıt veremedikleri için sonuç alınamamıştır.

Bu hastalığın ortaya çıkmasında ki en etken sebebin beyindeki aşırı dopamin artışı olduğunu söyleyebiliriz. Son yıllarda yapılan araştırmalar ise bununla sınırlı kaymayıp, bu hastalığın ortaya çıkışında serotonin ve norepinefrin gibi hormanların da, hastalığın çıkışından etkili olduğu kanıtlanmıştır. Çoğu hasta da farklı belirtiler gösterdiği, hormonların hangisini fazla, hangisin az olduğu tespit edilemediği için kullanılan ilaçların bir çoğu hemen sonuç vermez. İki sonuç üzerinde durulur şizofren hastalığının çıkış nedenin de, dopamin ve serotonin eksikliği ya da fazlalığıdır genel tanıya bakıldığında.

Bir başka teori ise bağışıklık sisteminin sebep olduğu hususudur. Diğer bir teoriye gelecek olursak çocuklarda görülen şizofreni hastalığın anne hamileyken grip enfeksiyonun buna sebep olduğu konusudur ki buna dair herhangi bir kanıt bulunamamıştır. Çevresel etmenlerin de bu hastalığın çıkışına sebep olduğu ortaya atılan teoriler arasındadır.

Şizofreni aile boyutunda incelenmiş, şizofreni de aile etkisi atılmış fakat bu teoride bir sonuca varmamıştır.

Stres teorisine göre strese karşı duyarlı kişilerin bu hastalığa biyolojik, psikososyal ve çevresinden gelen uyaranlara karşı, tepkisinin birleşip ortaya çıktığı savunulur. Not olarak geçmemiz gereken ise bu teoride en önemli unsur kişinin biyolojik olarak bu hastalığa yatkın olmasıdır.

Şizofreni Belirtileri Nelerdir?

Şizofreni hastalığının genel olarak belirtisi dünyayı algılama şeklidir. Sizin baktığınız yerde kimse yokken, onlar birbirinden farklı kişiler, şekiller görebilirler. Siz bir kapıyı sadece kapı olarak görürken onlar dev ya da herhangi bir imge ile bağdaştırabilirler. Bu gibi durumlarda şizofreni hastalarında korku ve heyecan duyguları aktif olarak işlemeye başlar.

Şizofrenin ortaya çıkışında bir çok farklı şekil gözlenmiştir. Bazı hastalar birden bire bu nöbetlere tutulurken bazılarında sinsice zuhur etmiştir. Yavaş, yavaş bu hastalığın size yaklaştığını düşünüyorsanız. Şu belirtileri takip edin dikkat dağınıklığı, içe kapanıklık, topluma duyulan nefret uzaklaşma, dini uğraşlarda artış gibi alakasız gözüken durumlar sebep olabilir. Yukarıda saydığım belirtilerden sonra aylar içinde ya da yıl bitimi hastalığın tüm belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın ortaya çıkmasının ardından ise sıklıkla garip davranışlar, kendi kendine konuşmalar gözlemlenebilir. Hastalar gerçekten olmayan sesler işitir, hayaller görmeye başlarlar. Hastaların bazıları uzun süre hareketsiz durabileceği gibi aşırı hareketlilik de gözlenmiştir. Aynı zamanda dalıp gitme de söz konusudur.

Şizofrenin hızlı seyir gösterdiği durumlarda ise yukarıda sayılanlar hızlı bir atakla kendini gösterebilir. Aslına bakarsanız şizofreni hastalığında görülen belirtileri, iki gruba ayırabiliriz. Pozitif belirtiler, negatif belirtiler olarak lakin pozitif ve negatif belirtiler aynı anda gözlemlenmez. Örnek vermek gerekirse Paranoid Şizofreni vakalarında şüphe duygusunda aşırılık baskındır. Paranoid şizofreni vakalarında şu durumlar sıkça gözlemlenebilir: Sürekli tehlike ile karşı karşıya kalacakmış hissi, garipten sesler tarafından sürekli tehdit edilme, zehirlenmeye karşı sürekli bir önlem siz yemek yaparken başınızda durması ya da sadece kendi yaptığı yemeği yemesi, eşi tarafından aldatıldığı düşüncesi vb gibi.

Basit Şizofreni vakalarında ise şu durumları gözlemleyebilirsiniz: Toplumdan, topluluklardan sürekli olarak kaçınma, kendiyle baş başa isteği, sürekli bir içine kapanıklık, evden dışarı çıkmama, sosyalleşme duyulan korku, kişisel bakımda azalma gibi bulgular gözlemlenir.

Pozitif belirtilere gelecek olursak: Şüphe duyumu, var olmayan sesleri duyma, saçma davranışlar sıkça zuhur eder buna bağlı olarak hasta da konuşma sırasında tıkanma görülebilir. Bir de çok konuşma, konuşma sırasında konudan konuya atlama belirtiler arasındadır. Pozitif belirtileri tam olarak özümsediğinizi düşündüğüm için Negatif belirtilere geçiş yapıyorum.

Negatif belirtiler ise şunlardır: Toplumdan uzaklaşma, topluluklardan kaçınma, sürekli olarak kendiyle baş başa kalması, kalmak istediğini belirtmesi, ilgisizlik, normal konuşkanlığından az konuşma, hareket ederken, eskisine göre daha yavaş hareket etme gözlemlenebilir.

şizofreni tedavisi

Duygusal anlamda tepkisizlik, Hastalarda genel olarak jest ve mimik azlığı, olaylar karşısında uygun tepkiyi bulamama, tekrar eden tepkiler takınma da negatif belirtiler arasındadır. Çoğu zaman maskeli bir balodaymış gibi hareket edebilirler. Bir de şu durum çok sefer gözlemlenmiştir. Gülünecek durumlarda ağlamak, ağlanacak yerde gülmek gibi. Genel olarak hareketlerde azlık, harekete geçmekte güçlük, ileri evlere geçildiğin ise hareketsizlik sıkça görülür. Bu duraksamaların sebebi ise çoğu zaman kararsızlık yüzünden gerçekleşir. Uzun süre duraksamanın ardından hasta bir okun yaydan fırladığı gibi, ani eylemlerde bulunabilir. Hastalar yaşadığı kesimden, sorumluluklarından uzaklaşırlar. Dikkat toplama konusunda sıkıntı yaşarlar. Bir takım söylentilere göre şizofreni hastaları, normal insanlara göre daha fazla saldırganlık gözlemlendiği söylenmiştir fakat bu tamamen asılsızdır. İşin en kötü yanı ise sıradan bireylere göre şizofren insanların intihara yatkınlığı %10 daha fazladır ve hangi hastanın intihara girişeceği konusu tam bir kesmekeş yaratır.

Şizofreni Tedavisi

Şizofreninin neden ortaya çıktığı halen çözülememiştir. Bu sebepten dolayı tedavi süreci semptomları azaltma ya da tamamen ortadan kaldırmaya yöneliktir. Şizofreniye yönelik ilk antipsikotik ilaç 1950 yıllında ortaya çıkmıştır. Bu ilaçların genel olarak amacı hastanın günlük yaşamanı kolaylaştırmak, iş verimini artırmak, hastalığın semptomlarının ortaya çıkmasını önlemek amacıyla kullanılmıştır. Lakin hastalığın tamamen ortadan kaldırılması söz konusu değildir.

İlacın seçimi ve dozajı, hastadan hastaya, hastanın belirtilerine göre değişiklik göstermektedir. Bu yüzden ilacın seçimi ve dozajı deneme yanılma yoluyla bulunmaktadır. Lütfen doktorunuzu bu yüzden suçlamayın ve tedaviyi bırakmayın çünkü şizofreni hastalığı gerçekten yıllardır araştırılıp halen tam olarak belirtileri düzenli bir belirti çizelgesi ortaya çıkmamıştır. Her ilaç hasta üzerinde etki etmemekte, bazı ilaçlar ise bazı hastalarda çok fazla yan etkiye sebep olmaktadır. Çok nadir olarak hastaların yüksek dozaj almasına rağmen belirtiler devam etmekte, nadir de olsa bazı hastalar hiç bir ilaç tedavisi almamaktadır.

Son yıllarda yeni ilaç türü olan atipik antipsikotikler üretilmiştir. Bu ilaçlar oldukça etkili olmakla birlikte adları şu şekildedir:Clopazine, Risperidone, Olanzapine ve Quetiapine’dir. Clopazine yan etkisinden dolayı doktor kontrolünde kullanılmalıdır. En etkili ilaç aynı zaman da Clopazinedır. Bu ilaçlar garipten duyulan sesleri, hayali görüntüleri, aşırı şüpheciliği ortadan kaldırmasına rağmen, ilgisizliğe ve duygusuzluğa herhangi bir çözüm bulamamaktadır.

İlaçların Etki Mekanizması Nedir?

En başta bahsettiğimiz dopamin ve serotonin hormonlarını hatırlıyorsunuz birde buna ek olarak norepinefrin hormonunda hastalığın çıkışında etkili olduğunu söylemiştik. İlaçlar genel olarak bu hormonlar üzerinde etkisi bulunmaktadır fakat hangi hormonun azaldığı, ya da aşırı artış gösterdiği tespit edilemediği için doğru ilaç, doğru etkinin tespiti uzun sürmektedir. Doğru ilaç tespiti sağlandığında, dozajı semptomların azlığına ya da çokluğuna göre artırıp, azaltabilirsiniz fakat doktorunuza danışmakta her zaman fayda vardır. Hastalığın semptomlarının yatıştırılması için ilaç alımı ve düzenli olarak doktora gidilmesi gerekmektedir. Hastalar genel olarak isteksiz, ilgisiz oldukları için bu gibi hastalıklarda ailelerine büyük sorumluluk düşmektedir.

İlaçların yan etkileri nelerdir?

Genel olarak nöroleptiklerin etkileri: Sürekli bir sertlik hissi, kaslarda oluşan kasılma, sürekli bir hareketlilik ihtiyacı ve hareketlerde yavaşlamadır.
Nadir olarak nöroleptiklerin etkileri: Ağızda bir kuruluk, bulanık görmeye başlama, sersemleme, yorgunluk; kadınlarda adet düzensizliği, memeden süt gelmesi; erkeklerde ise boşalma güçlüğü görülebilir. Bir uyarı daha yapıp yazımızı bitirelim uzun süreli ilaç kullanımında kalıcı yan etkiler görülebilir.

Anksiyete Bozukluğu Hakkındaki yazımızı okumak için tıklayınız.

Bir önceki yazımız olan Depresyon; Belirtileri, Tedavisi başlıklı makalemizde depresyon, depresyon belirtileri ve depresyon tedavisi hakkında bilgiler verilmektedir.

Beğen  1
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir